Yoksulluga sessiz kalma ritmini yarat!

Izmir’de bulunan 16 Kent Konseyi bir araya geldi, yanlarina Rotaryenleri de alarak birbirinden farkli projeleri hayata geçirmek için isbirligi yapti. Sloganlari “Yoksulluga sessiz kalma”ydi.

Yoksulluga sessiz kalma ritmini yarat!

Bazı gecelerin tadi bambaskadir. Günlerce unutamaz, etkisinde kalirsiniz. Sali aksami Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yasadigimiz gece de onlardan biriydi. Izmir’de bulunan 16 Kent Konseyi bir araya geldi, yanlarina Rotaryenleri de alarak birbirinden farkli projeleri hayata geçirmek için isbirligi yapti. Sloganlari “Yolsuzluga sessiz kalma”ydi. Bunun için bir yatay örgütlenme modeli gelistirildi. Izmir Kent Konseyleri Birligi’ni olusturan Karabaglar, Konak, Bayrakli, Karsiyaka, Bornova, Seferihisar, Aliaga, Çesme, Menemen, Balçova, Buca, Gaziemir, Narlidere, Ödemis, Beydag, Kemalpasa Kent Konseyleri’nin temsilcileri el ele verdi. 2440’inci bölge guvernörlügündeki bütün Rotary Kulüpleri de devreye girdi. Ortaya farkli ve sadece sloganlara hapsolmus bir proje çikmadi. Sürekli gelistirilebilecek, Izmir disinda da farkli kentlerin konseyleriyle de isbirligi yapilabilecek, hatta Avrupa Birligi fonlariyla güçlendirilebilecek fikirler ortaya saçildi. Bunlar tek tek belirlendi ve bir strateji olusturuldu. Kaynaklari saglandi, modeler belirlendi. Örneklemeler yapildi. Seçilmis gruplarla da ise baslanildi. Projeyi anlamli kilan, yasamin her alanina dokunuyor olmasi… Insanlari meslek sahibi yaptigi gibi burslardan, kurslardan sonra da takibin devam etmesi… Bu insanlara is bulunmasi… Hatta sosyal hayatiyla da ilgilenilmesi… Sadece bir yas grubuna da degil, ailenin her bireyine hitap edebilecek projeler de gelistiriliyor. Müzikse müzik, tiyatroyla tiyatro… Örnegin; bir grup minik çocuktan olusan müzik grubuna “Yoksulluga sessiz kalma ritmini yarat” dediler o aksam… Ve Adnan Saygun’u dolduran herkesin gözlerini yasarttilar… Dogrusu da bu… Ne olursa olsun, ne yasanirsa yasansin, bize düsen hayatin ritmini kendimize göre uydurmak degil mi? Slow City’den sonra Slow Food Sarmasik, ebegümeci, isirgan… Cibez, stifno, turpotu… Kenger, hindibag, sevketi bostan, gelincik, sarmasik… Labada, kusotu, sinirotu, helvacik, radika, deniz börülcesi… Kuskonmaz, arapsaçi, marata, tarla çakisi, tarla çivisi, su teresi… Ve daha fazlasi… Bu otlarin çogu bizim bölgemizde var, otlariyla ünlü Girit’te yok. Alaçati’daki ot festivali Slow City’den sonra Slow Food’u getiriyor. Yani, yöresel lezzetleri ön çikariyor, gidanin felsefesini bizlere hatirlatiyor. Iyi ki yapiyor. Çünkü, gelecek burada… Turizmde yerel kimlikler öne çikacak. Alaçati zaten bunu kesfetti ve çok emin adimlarla ilerliyor. ZerrIn Özer’i yeniden kesfettim Adnan Saygun’da geçen sali gecesi Zerrin Özer’i bir kez daha kesfettim. Kesfettim diyorum çünkü… Zaten çok sevdigim, begenerek dinledigim Zerrin Özer’i televizyondan, CD’den degil, yillar sonra ilk defa canli sahnede izleme sansi buldum. Belki de salondaki büyük çogunluk uzun zamandir Zerrin Özer’i Izmir’de ilk defa seyrediyordu. Zerrin Özer, sahnede adeta devlesti. Bazen mikrofonsuz, bazen seyirciyle birlikte birbirinden güzel sarkilar söyledi. “Yoksulluga sessiz kalma” gecesini daha da anlamli hale getirdi. Zerrin, muhtesemdi. Gece de…

 

Yorumla

Your email address will not be published. Required fields are marked *